14 Temmuz 2008 Pazartesi

MESNEVİ'NİN İLK ONSEKİZ BEYTİ

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM

Dinle, bu ney nasıl
şikayet ediyor, ayrılıkları nasıl anlatıyor:

Beni kamışlıktan
kestiklerinden beri feryadımdan erkek, kadın... herkes ağlayıp inledi.

Ayrılıktan parça
parça olmuş, kalb isterim ki iştiyak derdini açayım

Aslından uzak düşen
kişi,yine vuslat zamanını arar.

Ben her cemiyette
ağladım, inledim. Fena hallilerle de eş oldum, iyi hallilerle de.

Herkes kendi zannınca
benim dostum oldu ama kimse içimdeki sırları araştırmadı.

Benim esrarım
feryadımdan uzak değildir, ancak (her) gözde, kulakta o nur yok.

Ten candan, can da tenden
gizli kapaklı değildir, lakin canı görmek için kimseye izin yok.

Bu neyin sesi ateştir,
hava değil; kimde bu ateş yoksa yok olsun!

Aşk ateşidir ki neyin
içine düşmüştür, aşk coşkunluğundur ki şarabın içine düşmüştür.

Ney, dosttan ayrılan
kişinin arkadaşı, haldaşıdır.

Onun perdeleri, perdelerimizi yırttı.

Ney gibi hem bir zehir,
hem bir tiryak, ney gibi hem bir hemden, hem bir müştak kim gördü?

Ney kanla dolu olan
yoldan bahsetmekte, Mecnun aşkının kıssalarını söylemektedir.

Bu aklın mahremi
akılsızdan başkası değildir,

dile de kulaktan başka müşteri yoktur.

Bizim gamımızdan
günler, vakitsiz bir hale geldi; günler yanışlarla yoldaş oldu.

Günler geçtiyse, geçip
gitsin; korkumuz yok.

Ey temizlikte nazirı olmayan, hemen sen kal!

Balıktan başka her şey
suya kandı, rızkı olmayana da günler uzadı.

Ham, pişkinin halinden
anlamaz, öyle ise söz kısa kesilmelidir vesselam.

9 Temmuz 2008 Çarşamba

İŞARET ÇOCUKLARI

Yasin okunan tütsü tüten çarşılardan
Geçerdi babam
Başında yağmur halkaları

Anam yeşil hırkalar görürdü düşünde
Daha ilk güzelliğinde
Alnını iki dağın arasına germiş
Bir devin göğsüne benzer
Göğsünden dualar geçermiş

Çarşılar ellerinde ekmek iğneleri
Cami avlularına açılan
Havuz sularına kapılan çocuklar
Görmeden güneşin bütün renklerini
Götürmezlerdi dükkandaki babalarına
Ocaktan akan kaynar yemekleri
Neenelerinin koyduğu avuç taslarına

Başı ve yüreği şahbaz
Kaleleri ağırlayan kadınların
Süslerini kemerlerini
Başlarını ağırlaştıran
Ağır siyah şelale saçlarını
Tutunca gençleştirdi erkekler

Sonra insan o ki denizde
Küçük ve büyük nehirde
Bedeni ıslatan afsunlu suda
Önce niyet sonnra yıkanırdı

Zaman dert getirdi sulara
İçinde eski balıkların yattığı kayalar
Savaşan insanların elinde
İnce yontulup taşındı balta mızrak şeklinde

Anam kanları kuruyan
Kavga ayıran bir kargı elinde
Kara ocağın taşlarına
İşaret koydu çocuklarını
Belinde gezdiren babamın
Beyaz yazılarla kazandığı adları

Yüreği korkuyla kuvvetlendi babamın
Unutup genç gelen günleri
Zamanın sürerken çektiği günleri
Çetin bilmecelerle
Sürdü atını şehirlere

Yün ören at güden kadınlar
Ormanlara tepeden eğilen toprak evlerde
Küçük pencereli karanlık dar odalarda
Uzaktan uzayıp gelen kurt seslerinin
Uzağa çekilip giden
Ayazda donan gülmeler içinde
Ormanlarda süt emziren anne
Unuttu gittikçe uzayan çocuğunu

Hep kaçarmış şehirlerin
Demir dağlarına
Uyunca toprak beşiğimde
Sahipsiz kalan
Ellerimden kayan aydınlık günlerim

Cahit Zarifoğlu

KUTSAL MAVİ ÇOCUK ŞİİRİ

Ellerin çıktı ve göğün ortasına geldi
Tarlada
Bakışı gittikçe yer toprağına
Çakılan
Bu kadar beklerken habersizdi
Ve hatta onlar da habersizdiler

Sular mı anladı
Dağlar mı sezdi
Yoksa birdenbire bir çiçek mi

Bir gün
Herhangi bir an
Ama bir çelik an
Her şey
Ve hepsi başlarını kaldırdılar
Ve hemen ellerinin gölgesi düştü yüzlerine

Karmakarışık belirsiz uzun
Geçti ve geçti gölgesi
Zerdüştün ayaklarından bir kartalın

Cahit Zarifoğlu

ÇÖLDE GİZLİ BEZGİNLER

bir çiçek bahçesinde geceye durgun kalışın yagmur sıcağı gibi
öptüm sonsuz gidişinden. saçlarının seyriyle seni

yolları aşklara davul çalıp çağrılmış yalnızlarla dolduran
akreplerdir duygunun. karanlık ordulara güneşsiz sokulan

bunlar canlanınca ne ateş kirli taşlar ne böcek
şakakların sıcağında kuytu bir ses büzülüp ölecek

sabahsız kuşlara koşarsa durur mu evreni omuzlarında
bahar şenlikleriyle. sürdüren ellerini yngın borularında

şaşkınlıkla başladı bu atlar bu savaşlar insan buluşlarından
burda biter düğün. gidilir mi evin soğuğuna çölün sıcağından

gemilerimiz saklanır.ağzımızda bir aşk kaçışı vardır buluşmaların
saplandık tadına.durduk alnında yüreğe vuruşların

yollar sellere gider. açılır parklar artık kuşlar dağılır
bir aşkı gözyaşlarıyla bulvara çağirmak hiç keseye mi kalır

çizildi yalnızlar. senin gelişin ne de süvari köprünün diplerinde
geçer üstümüzden yağmur alan donanmalar. kürek sesleriyle

koşu bitince aşk bir yorulmadır kaçılmaz kırbacından
sayılır günü geçmiş anlar boşalan hangi tüfeğin arkasından

oturur iki bakış ormanından gerilip bir masayı kollar
uzayıp uzaya giden akrebe katlanıp zincire gelmeyen yolcular

bu bizim sesimiz denizlere ateş gibi eller açılır ortasından
su konuşmaz toplanmaz kuşlar. Ne kazandık yaşamamızdan

biz harcandık anam hem kelimesiz kapandık
sevgi ektik. Sonsuz seçtik. Beğendik. Ama toprağı kazandık

sevinçle kaçın kurtulun ölümlerinizle.Yalnızlıkla ben kaldım
sevindiniz işte alın kurtulun. Aha size son atım

Cahit Zarifoğlu

AŞK VE ÇİLELER

Monna Rosa siyah güller, ak güller;
Gülce'nin gülleri ve beyaz yatak
Kanadı kırık kuş merhamet ister;
Ah, senin yüzünden kana batacak,
Monna Rosa, siyah güller; ak güller!

Ulur aya karşı kirli çakallar,
Bakar ürkek ürkek tavşanlar dağa.
Monna Rosa, bu gün bende bir hal var,
Yağmur iğri iğri düşer toprağa,
Ulur aya karşı kirli çakallar.

Zeytin ağacının karanlığıdır
Elindeki elma ile başlayan...
Bir yakut yüzükte aydınlanan sır,
Sıcak ve minnacık yüzündeki kan,
Zeytin ağacının karanlığıdır.

Zambaklar en ıssız yerlerde açar,
Ve vardır her vahşi çiçekte gurur.
Bir mumun ardında bekleyen rüzgar,
Işıksız ruhumu sallar da durur,
Zambaklar en ıssız yerlerde açar.

Ellerin, ellerin ve parmakların
Bir nar çiçeğini eziyor gibi...
Ellerinden belli olur bir kadın.
Denizin dibinde geziyor gibi
Ellerin ellerin ve parmakların.

Açma pencereni, perdeleri çek:
Monna Rosa seni görmemeliyim.
Bir bakışın ölmeme için yetecek;
Anla Monna Rosa, ben öteliyim...
Açma pencereni, perdeleri çek.

Zaman çabuk çabuk geçiyor Monna;
Saat on ikidir, söndü lambalar.
Uyu da turnalar gelsin rüyana,
Bakma tuhaf tuhaf göğe bu kadar;
Zaman çabuk çabuk geçiyor Monna.

Akşamları gelir incir kuşları,
Konarlar bahçemin incirlerine;
Kiminin rengi ak, kiminin sarı.
Ah, beni vursalar bir kuş yerine!
Akşamları gelir incir kuşları...

Ki ben Monna Rosa, bulurum seni
İncir kuşlarının bakışlarında.
Hayatla doldurur bu boş yelkeni
O masum bakışlar... Su kenarında
Ki ben, Monna Rosa, bulurum seni.

Kırgın kırgın bakma yüzüme Rosa:
Henüz dinlemedin benden türküler.
Benim aşkım uymaz öyle her saza,
En güzel şarıkıy bir kurşun söyler...
Kırgın kırgın bakma yüzüme Rosa.

Yağmurlardan sonra büyürmüş başak,
Meyvalar sabırla olgunlaşırmış.
Birgün gözlerimin ta içine bak;
Anlarsın ölüler niçin yaşarmış,
Yağmurlardan sonra büyürmüş başak.

Artık inan bana muhacir kızı,
Dinle ve kabul et itirafımı.
Bir soğuk, bir garip, bir mavi sızı
Alev alev sardı her tarafımı,
Artık inan bana muhacir kızı.

Altın bilezikler, o korkulu ten,
Cevap versin bu kanlı kuş tüyüne;
Bir tüy ki, can verir bir gülümsesen,
Bir tüy ki, kapalı geceye, güne;
Altın bilezikler, o karkulu ten!

Monna Rosa siyah güller, ak güller,
Gülce'nin gülleri ve beyaz yatak.
Kanadı kırık kuş merhamet ister;
Ah, senin yüzünden kana batacak,
Monna Rosa, siyah güller, ak güller!

SEZAİ KARAKOÇ

İNCİ DAKİKALARI

Sen bana yeni yılsın her dakika
Her dakika bir yaşıma daha giriyorum

Sen benim üstüne titrediğim güzel ve yeni
Saatim kadar saadetimin gözbebeği zamansın
Ben bin parçaya bölündüm her parçasında
Her parçasındayım kırkayak sesli boğuk arkadaşlığın
Çalkantısız Üniversitenin yalnızlığın ve ağlamanın
Erkek ağlar mı diyeceksin
Hayberin kapısı ağlar mı erkek ağlar mı
Ben yel gibi erkekler ağlar diyorum
Bir dakika ağlar yılbaşı dakikasında
Daha gözlerimin gerçek yaşları belirmeden
Ağlamak diye bir şey yoktur diye bir şey
Yüzme bilmeyen bir uyurgezer yüzer ya
Çürük ve havada asılı tahtalar üstünde
Hafif kedi ayaklarıyla yürür gerçekten yürür ya
Sen benim ağlamamı erkeklığıme
Uyanan ölmeyen yenilenen
Azgın kışlar içinde keskin baharlar bulan
Seni bulan yeniden bulan tekrar tekrar bulan erkekliğime say

Bütün bir yıl bütün bir yaşama boyu
Gizli heybelere binbir gece eşyası doldurduğuma say

Ben otomobilleri böylesine yankısız sağır komam
Öyle bir isyan şiiri var ki ben onu yakalayacağım
Bu yunan şehrinin düzenini öper ve yalvarırım
Şehrin ölümünü yanlış anlama
Gözleri kör oldu doğrudur ama o kadar
Ve şehrin gözlerini geri verme dakikalarıdır bu yılgın çanlar

Senin odan günışığı en güzel müzik bana
Farklılıklar odası
Giden tren buharları içinde örümcek ağı
Sen güzel örümcek ağı yaşamakla yaşamamak
Doğduğumuz şüpheyle öldüğümüz şüphe arasına gerilmiş
Garip bulut farklı müzik güzel örümcek ağı

Ben bir yabancı buğunun kokusunu alıyorum
Bu kokuyu alıyorsam onulmaz kıskançlık yaramdandır
Benim garipliğime bakma benim kıskançlığıma bakma benim
İncilerin ilk gerçek ve yeni yorumunu bulur gibi oluyorum
Bu inciler denizlerin en karanlık noktalarında bile yoktur
Benim ak ve kara kayalar içinde bulduğum inciler
Bu inciler sen olmasan bende bile yoktur
Oldukları yerde bile

SEZAİ KARAKOÇ

ASIM'IN NESLİ

Şu boğaz harbi nedir? Var mı ki dünyada eşi?
En kesif orduların yükleniyor dördü beşi,
- Tepeden yol bularak geçmek için Marmara'ya-
Kaç donanmayla sarılmış ufacık bir karaya.
Ne hayasızca tehaşşüd ki ufuklar kapalı!
Nerde - gösterdiği vahşetle "bu bir Avrupalı"
Dedirir - yırtıcı, his yoksulu, sırtlan kümesi,
Varsa gelmiş, açılıp mahbesi, yahut kafesi!
Eski Dünya, Yeni Dünya, bütün akvam-ı beşer,
Kaynıyor kum gibi, mahşer mi, hakikat mahşer
Yedi iklimi cihanın duruyor karşında
Ostralya'yla beraber bakıyorsun Kanada!
Cehreler başka, lisanlar, deriler, rengarenk;
Sade bir hadise var ortada: Vahşetler denk.
Kimi Hindu, kimi yamyam, kime bilmem ne bela...
Hani, ta'una zuldür bu rezil istila!
Ah o yirminci asır yok mu, o mahluk-i asil,
Ne kadar gözdesi mevcut ise hakkıyle, sefil,
Kustu Mehmetciğin aylarca durup karşısına;
Döktü karnındaki esrarı hayasızcasına.
Maske yırtılmasa hala bize afetti o yüz...
Medeniyet denilen kahbe, hakikat, yüzsz.
Sonra mel'undaki tahribe müvekkel esbab,
Öyle müdhiş ki: Eder her biri bir mülkü harab.
Öteden saikalar parçalıyor afakı;
Beriden zelzeleler kaldırıyor a'makı;
Bomba şimşekleri beyninden inip her siperin;
Sönüyor göğsünün üstünde o aslan neferin.
Yerin altında cehennem gibi binlerce lağam,
Atılan her lağamın yaktığı: Yüzlerce adam.
Ölüm indirmede gökler, ölü püskürmede yer;
O ne müdhiş tipidir: Savrulur enkaaz-ı beşer...
Kafa, göz, gövde, bacak, kol, çene, parmak, el, ayak,
Boşanır sırtlara, vadilere, sağnak sağnak.
Saçıyor zırha bürünmüş de o namerd eller,
Yıldırım yaylımı tufanlar, alevden seller.
Veriyor yangını, durmuş da açık sinelere,
Sürü halinde gezerken sayısız teyyare.
Top tüfekten daha sık, gülle yağan mermiler...
Kahraman orduyu seyret ki bu tehdide güler!
Ne çelik tabyalar ister, ne siner hasmından;
Alınır kal'a mı göğsündeki kat kat iman?
Hangi kuvvet onu, haşa edecek kahrına ram?
Çünkü te'sis-i İlahi o metin istihkam.
Sarılır, indirilir mevki-i müstahkemler,
Beşerin azmini tevkif edemez suni beşer;
Bu göğüslerse, Hüda'nın ebedi serhaddi;
"O benim sun'-i bedi'im, onu çiğnetme" dedi.
Asım'in nesli... diyordum ya...nesilmiş gerçek:
İşte çiğnetmedi namusunu, çignetmiyecek.
Şüheda gövdesi, bir baksana dağlar, taşlar...
O, rüku olmasa, dünyada eğilmez başlar,

Mehmet Akif Ersoy

3 Temmuz 2008 Perşembe

GönüllüYÜZ

1. Bir ağaç dik

2. Bir tebessüm et

3. Bir fakir doyur

4. Bir kitap hediye et

5. Merhamete dair dernek kur

6. Bir insani yardım derneğine üye ol

7. Hafta sonunu bir huzurevinde geçir!

8. Her gün bir ayet ya da hadis oku

9. Sevdiğin bir şiiri çoğalt ve dağıt

10. Her gün bir hadis ezberle

11. Bir yetimin başını okşa

12. Bir kitap okuma grubu oluştur

13. Bir edebiyat sohbetine katıl

14. Mahalledeki çocuklara dondurma ısmarla!

15. Kan bağışla

16. İlçendeki kütüphaneye bir arkadaşını götür

17. Sokağındaki çocuklara bir dua öğret

18. Bir gün cebindeki bütün parayı sadaka olarak ver!

19. Yabancı kökenli kelimeleri boykot et

20. Bir âmâ ile kırk adım yürü

21. Cemaatle namaz kıl

22. Bir çocuğa abdest almayı öğret!

23. Mahalle muhtarınla tanış

24. Televizyonu kapat

25. Komşunla tanış halini vaktini sor

26. Sabah kalkınca yatağını düzelt

27. Sabah namazdan sonra arkadaşlarınla hadis kitabı oku

28. KALP KIRMA KALP KAZAN

29. Doğu’ya kitap gönder

30. Arkadaşlarınla bir cami temizle

31. İyi şiir oku kötü şiir yazma

32. Filistinliler için dua et

33. Hayır işleri ile ilgili rapor hazırla

34. Çocuk esirgeme yurduna git

35. Bayramda darülâcezeye git, el öp hayır kazan

36. Çocuklar baleye değil namaza diye bağır

37. Gazete okuma kitap oku

38. Bir tiyatro grubu kur

39. Arkadaşlarınla bir sokak temizle

40. Sahabeyi örnek alma dernekleri kur

41. Sokağın kirletmesine izin verme

42. Trafik kurallarına uy

43. Bol çocuklu bir ortama gir bonibon dağıt

44. Bir arkadaş ortamında birden “Hadi salâvat getirelim” de!

45. Bazen sadece sus!

46. Bir gün sükut orucu tut!

47. Havaya, suya, eşyaya, dünyaya iyi davran

48. Hiç ummayan bir akrabanı ara, hatırını sor

49. Pazardan dönen yaşlı teyzelere ve amcalara yardımcı ol

50. Öğretmenini ziyaret et

51. Akşam pazardan artıklar toplayan kişilere gizlice erzak ver

52. Kur'an öğreten hocanı ziyaret et

53. Kur'an öğren

54. Arasıra kabristana uğra

55. Çeşme yaptır, üzerine adını yazdırma

56. Evlenenlere ilmihal hediye et

57. Lokantaların fazla yemeklerini değerlendir

58. Bir hapishane ziyaret et

59. Evlenenlere Kur'an hediye et

60. Mezun olduğun okulu ziyaret et

61. Sanal değil gerçek arkadaş grupları kur

62. Ev sohbetleri düzenle

63. Msn'i kapat

64. Bir gün evde yemeği sen yap

65. Arkadaşlarınla magazin programı seyretmeme kararı al

66. 12 ayı da eşit gör. Hepsini sultan belle, ömrünü ramazan gibi yaşa

67. Hatırat oku

68. Suyu tasarruflu kullan

69. Bir âlimi ziyaret et

70. El öptürmek isteyen teyzeleri tersleme

71. Kuşak çatışmasına karşı çık

72. Japonya'da Hasan Aycın sergisi aç

73. Bir derneğe katkıda bulun

74. Arkadaşlarınla tarihi eserleri temizle

75. Bir gün evde bulaşıkları sen yıka

76. Diş kirası ver

77. Otobüste gençlere yer ver

78. Önünde "sigara içmek öldürür" basılı tişörtler giy.

79. Kendini öğretmenlerin iyi insanlar olduğuna inandır

80. Bir gün yolda herkese selam ver

81. Dua et güzel ol

82. Düzenli bir şekilde Allah de.

83. Fazla uyuma

84. Annen temizlik yapıyorsa yardım et

85. Yaşlıları karşıdan karşıya geçir

86. Çocuklara uçurtma yap

87. Kalabalık caddelerde bedava soğuk su dağıt

88. Mail adresi, msn adresi hacklenenlere yardım et

89. Daha çok kitap almak için parası yetişmeyenlere yardım et

90. Kitaplarını başka kitapseverlerle paylaş

91. Doğru düzgün Türkçe yazmaya ve konuşmaya yardımcı ol

92. Sevdiğine sevdiğini söylemekten çekinme

93. Az tüketerek, kararında üreterek, gösterişten kaçınarak yaşa

94. Her gün en az bir şiir oku ve okut

95. Savaşmak zorunda kalan mümin kardeşlerimize dua et

96. Yaşlıların hatıralarını ilgiyle dinle

97. Dede Korkut masallarını yeniden gençlere, çocuklara oku

98. Müslüman gençleri, diğer ülkelerdeki Müslüman gençlerle buluştur, kaynaştır

99. Düğün masrafları yüzünden evlenemeyen gençlere yardım et

100. Bayat ekmek ye

günün hadis-i şerif'i